"Ve birgün eğer beceriksiz gibi gelirse size dizelerimiz, bir şunu hatırlayın; gardiyanların burunlarının dibinde yazıldılar ve böğrümüzde süngü uçları"
12/9/2009 - *M a r i a P u d e r
*M a r i a P u d e r
Günlerdir ne adımı biliyorum ne de cismimi Kendimden geçip geçip dünyanın dışında bir yerlerde Münzevi bir çığlığın izini sürüyorum. Sonra sen geldin çok sevindim Elimi tuttun ikiye katladı sevincim Gözlerimden akan sevinç gözyaÅŸlarıyla ıslandı ÅŸarkılar, Sonra bir çıngırak sesiyle irkildi ÅŸiirler Sahipsiz, tutanaksız günlere güldüm geçtim. Sesimi sesinin notasına sakladım çok sevindim Tenimi teninin ılıklığına yasladım umutlandım.
Aylarca belki de yıllarca, ne bir satırın kıyısından geçmiÅŸ Ne de bir ÅŸarkının notasına düÅŸmüÅŸüm. /Farkında deÄŸilmiÅŸim yani ne kendimin ne de dünyanın/ Huzursuz gecelerin yüzüme indirdiÄŸi okkalı tokat bile BoÅŸ bakışlarımı dünyaya çevirememiÅŸ. -Dünya, dünya olalı böylesi bir deprem daha görmemiÅŸ-
Sen geldin, sesime düÅŸtün çok sevindim Ufak sevinçlerim oldu seninle, çok sevindim Yere göÄŸe sığdıramadım seni Kimselere anlatamadım, kimselerle paylaÅŸamadım seni Sen benim tek gerçek hikayemdin çok sevindim.
Baldırı çıplak bir geceydi, öyle sere serpe Silüetini, varlığını duyumsadım ama yoktun. Sanki bir yerlerden beni çağırıyordun/gelemiyordum -Ruhumun tenhalığında gezinen ruhunla avundum gecelerce- Çok dağıldım, çok aÄŸladım Gittin Maria, Giderken yanında beni de götürüp gittin. Sen gittin; Evren yarım kaldı hırsından AkÅŸamlar sustu, ay gözükmüyor. Sen gittin ağır cezadan yargılanıyorum BaÅŸkalaÅŸmış anlamlar arıyorum.
Gittin Maria, yoksun Sonunda sonsuzluk senide aldı içine Karanlığın perdesi kapandı gözlerine…
-AÄŸlama diyorum kendi kendime aÄŸlama Yıldızlarda aç senin gibi geceye- Gelmiyorsun, gelemiyorsun Seninle sen olmak vardı ÅŸimdi İnatla yol almak umudun varoÅŸlarında.
İnsanlar gülmüyor, gülemiyor Gülmenin gülünç kaçtığı bir devir Cephenin kalıntılarını üzerimize yıkıyor Göz yaşı ve kanla beslenen topraktan Dirilemeyen, gülemeyen bir nesil büyüyor Çaresizce soyunuyoruz benliÄŸimizden İçimizde bizden öte bir baÅŸkası diriliyor.
Dışarısı ayaz, dışarısı korkunç baharlara gebe! Olanaksızı olanaklı hale getirmek için binlerce can göçüyor Diyarlar, cepheler ve soÄŸuk yüzü namlunun Ve ormanlar tüm heybetiyle titretiyor evreni Irmakları ardına düÅŸüren kan BoÄŸuyor, boÄŸuyor geleceklerimizi.
Marazi yalanlar düÅŸüyor peÅŸimize Her bir kelimenin hesabını Ana rahmindeki çocuklar veriyor. DüÅŸüyorlar peÅŸimize, birkaç adam ve kılıksız süvarileri Kapana kıstırıyorlar bizi GeçmiÅŸin acımasız karanlığına leÅŸimizi seriyorlar.
İnsanlar gülemiyor, gülmek ayıp Gülmek nice zaferleri silip süpürüyor Terkimize alıp binlerce yalanı, düzenbazlığı Açlığın, sefilliÄŸin koynuna düÅŸüyoruz Göz gözü görmüyor. Burnunun ucunu göremeyen bir ayyaÅŸ gibi Åžehir baÅŸ aÅŸağı ediyor bizi Sırtımızda tarihin yaldızlı hançeri.
SusturulmuÅŸ yüzlerce, binlerce ağıt Ve çığlıklarını yutmuÅŸ çocuklar; /Bulutların resmini çizemeden YaÄŸmurun ılıklığını sezemeden/ BaÅŸka bir güne, baÅŸka bir yazgıya doÄŸuyorlar.
Gülemiyoruz, Gülmek birazda pespaye bir gerçeÄŸi yüzümüze vuruyor Henüz bize söylemedikleri, Asla bilmediÄŸimizi sandıkları Pencere pervazına kıstırılıp bekletilen gerçeÄŸin karası Yüzümüzde ışıyor Çünkü yüzümüz aydınlık, Yüzümüzde aynalar kendini aklıyor.
Gülmenin güzelliÄŸi yakıştırılmadıysa bize Varsın aÄŸlamanın büyüklüÄŸü yüceltsin özümüzü Göz yaÅŸlarımızla coÅŸup gürleyen denizler, Denizler söylesin türkümüzü. Aslı.. Berfin Bahar Dergisi Sayı:137